DFMA: Product Development

Tasarım sürecinin etkinliği işletmelerin rekabetçi olabilmelerini önemli oranda etkiliyor. Zira, ürünün fonksiyonel özelliklerinin yanı sıra işletmelerin ‘tedarik, imalat ve montaj süreçleri’ performansı doğrudan tasarım süreci performansı ile ilintili. İşte bu aşamada Desing for Manufacturing and Assembly (DFMA) konseptinin önemi ortaya çıkıyor.

  • DFMA’nın en önemli yönlerinden biri standart bileşenlerin kullanılmasıdır. Standartlaştırma, hazır bileşenlerin mevcut pazardan temin edilebilmesini sağlayarak gerekli malzemelere hızlı ve güvenilir erişimi kolaylaştırır. Bu, sadece tedarik sürecini hızlandırmakla kalmaz, aynı zamanda tedarik zincirinin çevikliğini de artırır.
  • Ürün ağacındaki (BoM) malzeme sayısının azaltılması, DFMA çerçevesinde bir diğer kritik husustur. Yalın ve basitleştirilmiş bir ürün reçetesi, daha hafif bir tedarik zinciri yüküne dönüşür. Karmaşıklıktaki bu azalma sadece envanter yönetimi ve lojistik süreçlerini kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda olası darboğaz ve gecikme riskini de en aza indirir.
  • Modüler tasarım, rekabet gücünü önemli ölçüde etkileyen DFMA’nın bir başka yönüdür. Ürünleri modüler bir şekilde tasarlama yeteneği, değişen pazar taleplerine hızlı uyum sağlar. Modüler tasarımlar, ürün bileşenlerinin birbirinden bağımsız üretilebilmesine, müşteri konfigürasyonlarına hızlı uyum sağlanabilmesine ve dolayısı ile çevikliğe hizmet eder.

Ürün geliştirmeye yönelik bu bütünsel yaklaşımlar işletmeleri çevik olmaya doğru iter ve daha iyi bir konumda olmalarını sağlar.  Bu konu üzerine yatırım yapın derim.

Kaizen | Standardı Yakalamak vs Standardı Geliştirmek

Literatürde problemin tanımı; ‘standardaki sapma’ olarak yapılır. Yani, beklenen sonuç ile gerçekleşen arasında fark var ise bu durum bir problem olarak görülür. O nedenle, süreç standardının bilinmesi KAIZEN felsefesinin esasını teşkil eder. Ohno’nun dediği gibi, “standardın olmadığı yerde Kaizen yapılamaz”.

Peki, bu konu neden önemli? 

Geçenlerde bir müşterimde oldukça güzel bir iyileştirme çalışması (kaizen) yaptık. Çok sık talep gören bir ürün ailesinin tasarımını, müşteri isteklerine/beklentilerine göre konfigure edilebilecek şekilde parametrik olarak yeniden tasarladık (parametric design). Bu sayede, müşteri isteği ne olursa olsun standart ve modüler parçalar üzerinden, yeniden tasarım yapmaya gerek kalmadan müşteri siparişini en hızlı yoldan karşılamayı amaçladık; başarılı da olduk. Malzeme çeşitliliği azaldı, yeniden tasarım süresi ortadan kalktı, üretimde standartlaşma yakalandı, maliyetler düştü, vs.,

Yapılan kaizenin sonucu oldukça etkili olsa da gerçekte GEÇ KALINMIŞ bir kaizendi! Çalışma güzeldi ancak hiç bilinmeyen bir uygulama değildi ve yeni bir şey bulmamıştık. Amacımız, literatürde yazdığı ve pek çok yerde uygulandığı gibi olması gerekeni, yani ‘standardı yapmaya/yakalamaya’ çalışmaktı (modular design and postponement). 

Yaptığımız iş elbette ki gereksiz değildi. Ancak buradan şu dersi çıkarmalıydık: Standardı, yani olması gerekeni neden ilk aşamada elde edememiştik ve bunca süre standardın altında çalışmıştık? Bir başka ifadeyle, tasarlanan yeni kurgu ürün tasarım sürecinin en başında ve çok daha önceleri bu şekilde olmalıydı.

İşte asıl mesele burada sanıyorum; ilk seferde doğruyu/standardı elde edebilmek. Bunun için özellikle ürün geliştirme sürecinde “yavaş yavaş acele ederek, sürecin başında standardı yakalamak’ gerekiyor. Ürün geliştirme sürecinin kurumsal standartlarını tanımlamak (Cooper’s model, DFMA, vs.,) ve herkesin tanımlanan standartlar (design handbook) doğrultusunda iş yapmasını sağlamak üzerine bir düşünün derim.

ASAP (As Simple as Possible)

Tasarım süreçlerinde alınacak daha çok yolumuz var. Birçok işletmede her sipariş için ürünü neredeyse yeniden tasarlıyor, her yeni tasarımda BoM’u değiştiriyor, her BoM değişiminde tedarik zinciri ve üretim yönetimi maliyetlerine negatif yönde etki ediyoruz. Maliyetlerimiz artıyor, siparişe cevap verme hızımız düşüyor, rekabetçi olamıyoruz. Tasarımın kalitesi bu anlamda önem arz ediyor.

İyi bir tasarımın özellikleri ne olmalıdır diye sorarsanız size iki unsurdan bahsedebilirim.

  1. En iyi tasarım, değişken müşteri beklentilerini karşılamak için yeninden tasarım yapmayı gerektirmeyecek tasarımdır (Modular design like Lego; select modules and built the product)
  2. En iyi tasarım, amaç fonksiyonunu en basit şekilde modelleyen tasarımdır (Supply Chain Flexibility and Manufacturability)

Peki, değişkenlik bu denli yüksek iken hem modüler hem de basit şekilde tasarımı nasıl yapabilmek nasıl mümkün olabilir? İşte anahtar soru bu…

Müşteri ürün aramaz, bir problemine çözüm arar. Tasarım sürecindeki en kritik aşama problemin doğru anlaşılmasıdır. Zira, iyi tanımlanmış bir problem, yarı yarıya çözülmüş demektir. Ancak, problemi tanımlama ve çözüm üretme sürecinde birçok işletme maalesef yanlış strateji izler. Amaç fonksiyonuna çok fazla etki etmeyecek birçok parametreyi tasarlanacak modelin içine alır, çözümü kompleks hale getirir ve mükemmeli sunmaya çalışır. Bu komplekslik, modelin bir kere sonuç üretmesine etki edebilir ancak başka bir problemin çözümünde kullanılabilmesini güçleştirir. 

Bu durumu makine öğrenmesindeki overfitting konseptine benzetebiliriz. Gürültünün (noise, too many parameters) kurgu içine alınması modelin basit ve geleceği ön görebilmesine engel teşkil eder. Oysa, doğada mükemmel bir ‘daire’ mevcut değildir; bilgisayar ortamında da yoktur. Bilim dünyası modelleme yaparken yakınsama (approximation/generalization) yaklaşımını kullanır. Newton’un f=ma ya da Hook’s un F=- kxformülleri gibi birçok matematiksel model yakınsama yani genelleme yaklaşımı ile ortaya atılmıştır. Eğer, bir yay üzerinde değişken yükler ile yay-uzaması deneyi yaparsanız, yayın uzaması ile yük arasında her zaman lineer bir ilişki olmadığını gözlemlersiniz. Ancak, bilim dünyası hesaplamalarda bu lineer modeli kullanır. Çünkü, model ‘YETERİ KADAR İYİ’ yaklaşımı ile geliştirilmiştir ve kabul edilebilecek seviyede doğru sonuçlar üretmektedir.

Amacımız, elbette tüm müşteri beklentilerini tek bir çözüm/model ile karşılamak değildir. Birçok işletmede, alınan siparişlerin ortalama 60% si ‘standard product’ dediğimiz bu kapsama girer. Modüler tasarımlar üzerinden standart çözümler sunmak çeviklik açısından oldukça önemlidir. Aynen, ayakkabıcıların ya da takım elbise üreten işletmelerde olduğu gibi, üretilen ürünlerden biri mutlaka size uyar; eğer çok özel istekleriniz yok ise.

Bu gruba girmeyen yani özel tasarım gerektiren ‘innovative product ‘kapsamına giren siparişler için yapacak bir şey yoktur. Aynen özel terzilerin yaptığı gibi beden ölçüsüne göre tasarım yapılması ve müşterinin de bu özel ilginin ücretini ödemesi gereklidir. Bu aşamada dikkat edilmesi gereken en önemli unsur ise tasarımın müşteri ile birlikte yapılmasının gerekliliğidir. Literatürde ‘Iterative’ ya da ‘spiral development’ olarak tanımlanan bu süreçte, her aşamada (stage gate) müşterinin görüşünün alınması tasarım sürecinin hızını ve kalitesini doğrudan etkiler.

Ürün geliştirmeye devam edeceğiz ve bunu en iyi şekilde yapmak zorundayız. Ürün gamınızı standard ve innovative olarak iki gruba ayırın. Standard ürünlerde modülerliğe ve basitliğe, innovative ürünlerde ise iterative yöntemlerle önem verin derim.