Strateji ve Dijital Dönüşüm

Dijital Dönüşüm çalışmaları birçok alanda devam ediyor. Oldukça başarılı uygulamalar yanında hiç de azımsanmayacak derecede başarısız sonuçlar da gözlemliyoruz. Bu sonucun altında birçok etken olabilir, ancak genel tabir ile ‘stratejik planlama’ hatalarının başarısızlığa neden olduğunu belirtebiliriz sanıyorum.

İyi bir stratejik planlama, dijitalleşmenin neden gerekli olduğunu (why), işletmenin dijitalleşme eforunu öncelikle nereye ayıracağını (where), bu eforun sonuç vermesi için hangi imkân ve yetkinliklere sahip olunmasının gerektiğini (what) ve sürecin başarıya ulaşması için gereken örgütsel modelin nasıl olması (how) gerektiğini tanımlar (3w1h). Bu tanım, aslında problem çözme sürecinde kullandığımız PPS (practical problem solving) yöntemi ile benzerlik gösterir. Problemin parçalara ayrıştırılması, kök nedenlerin bulunması, karşı önlemlerin geliştirilmesi ve aksiyonların sahada uygulanması. Küçük ancak doğru adımlarla ilerlemek (step-wise approach), çok fazla iyi şeyi aynı anda yapmak yerine bir konuda etkin sonuç almaya odaklanmak (value from simple things) ve sürecin genelinde sadece IT’nin değil tüm organizasyonun desteğini almak (collective ability) oldukça önemlidir. Zira, Dijital Dönüşüm başlangıcı ve sonu olan bir IT projesi değildir! Teknolojinin süreçlere uyarlanmasından öte örgütsel iş yapma modellerinin değişmesine neden olan, kurum genelinde herkesin dahil olmasını gerektiren ve sonu olmayan bir süreçtir (Transformation: Never ending journey).

Endüstriyel ekonomiden Dijital ekonomiye yöneliş bilenen imalat paradigmalarını değiştiriyor. Bu değişim işletmeleri genel olarak dört ana konuda motive ediyor:

  1. Çevik Ürün Geliştirme (Technology Supported Product Development): Ürün geliştirme süreçlerinde (product domain) entegrasyon (CAx/PDM), Digital Twin, AI, Cloud ve 3D printing konuları bu alana yönelen işletmelerin odaklandığı temel teknolojilerdir.
  2. Verimli Üretim Yönetimi (Smart Factory). Dikey entegrasyon üzerinden elde edilen (CPS) ve özellikle bakım/kalite süreçlerinin iyileştirilmesi amacıyla kullanılan AI, IIoT, AR gibi konular bu alana yönelen işletmelerin odaklandığı temel teknolojilerdir.
  3. Akıllı ve bağlı ürün (Complex and Connected Products). Ürünü servise dönüştüren, üründen yaşam boyu gelir elde etmeye olanak sağlayan, üretici ile tüketici arasındaki mesafeyi kaldıran IoT, Cloud ve AI uygulamaları bu alana yönelen işletmelerin odaklandığı temel teknolojilerdir.
  4. Entegre tedarik zinciri (Integrated Value Chain). Akıllı ve Bağlı ürün üretmeseler dahi imalat süreçlerini tedarikçi/müşteri süreçlerine entegre ederek tedarik zincirinde etkinliği yatay entegrasyon üzerinden sağlamak amacıyla Cloud, CPS, AI, IoT gibi konular bu alana yönelen işletmelerin odaklandığı temel teknolojilerdir.

Dönüşüm kaçınılmaz, ancak adım adım gitmek gerekiyor. Her işletmenin önceliği ya da yetkinliği birbirinden farklı. Makine imal eden bir işletme için hızlı ürün geliştirme daha öncelikli iken, ilaç endüstrisinde kalite, FMCG de ise tedarik zinciri yönetimi daha öncelik arz edebiliyor. Bu açıdan ‘digitization – digitalization – digital transformation’ adımlarına stratejik açıdan bakmak ve doğru yerden başlamak gerekiyor.

Dijital Tabanlı Yalın Dönüşüm

İmalatta Ford dönemiyle seri üretimi; Toyota ile seri üretimi verimi yapmayı öğrendik. Şimdilerde kişiselleştirilmiş ürünleri hem seri hem de verimli üretmek üzerine teoriler geliştiriyor, uygulamaya çalışıyoruz. Dijital tabanlı yalın dönüşüm (DBLT: Digital Based Lean Transformation) konsepti de bu teorilerden biri. Yalın felsefe üzerine dijital teknolojilerin bindirilmesi ile elde edilen bu teoride, belki kavramların adı değişiyor ancak işin felsefesi değişmiyor.

Yalın felsefenin özünde beş temel unsur yatar: Değer (Value), Değer Zinciri (Value Stream) Akış (Flow), Çekme (Pull) ve Mükemmellik (Perfection). Akıllı Fabrikalara ulaşmamıza imkân veren DBLT ‘in temelinde de aslında bu beş temel unsur vardır.

Şekil 1: Dijital Tabanlı Yalın Dönüşüm

  • Değer (Value)  Bilgi (Information):Yalın felsefenin özünde değerin anlaşılması, kayıplara karşı sürekli mücadele etmek yatar. Değer, ‘ürünün şekline, rengine fonksiyonuna ya da kalitesine etki eden ve müşterinin parasını ödemeye rıza gösterdiği faaliyetlerin toplamını teşkil eder. DBLT ‘de bunun karşılığı büyük veriden elde edilen anlamlı sonuç, yani bilgidir.
  • Değer Zinciri (Value Stream)  Bağlantı (Connected Network): Tedarikçiden müşteriye kadar tüm süreçlerde kayıpların kaldırılması Yalın Üretimin ana temalarından biridir. DBLT ‘de bu amaç doğrultusunda uçtan uca bağlantı yatay entegrasyon üzerinde sağlanır. Tedarikçi – üretici – müşteri aynı platformda birbirleri ile bağlı şekilde değer zincirini oluştururlar.
  • Akış (Flow)  Çalışabilirlik (Inter-operability): Akış yalın üretimin esasını teşkil eder. Malzeme ve bilginin (MIFA: Material and Information Flow) suyun nehirde aktığı gibi akması ana gayedir. DBLT ‘de değer, anlamlı bilgi, CPS (Cyber Physical Systems) üzerinden akar. OT ile IT entegrasyonun sağlanmasından elde edilen CPS DBLT ‘de iletişimin omurgasıdır. Ana işlevi farklı yerlerden gelen, değişik formattaki veri setlerinin ana omurga dışına çıkmadan farklı katmanlardaki sistemler arasında iletilebilmesine, anlaşılabilmesine (inter-operability) olanak sağlamaktır.
  • Çekme (Pull)  Karar verme (Decision making): Çekme sistemi aşırı üretimi engelleyen, kayıpları azaltan temel yalın prensibidir. Talep oldukça üretmeye dayanan bu prensibin temelinde bir sonraki süreçten gelen bilgi yer alır. Tetikleyici unsur bir sonraki prosesin verdiği karar sonucu ortaya çıkan bilgidir. Çekme sisteminde; bilgi gelir, malzeme ilerler. DBLT ‘de bunun karşılığı akıllı sistemlerin kendi kendine aldığı kararlardır. Akıllı nesneler/sistemler, IoT ve büyük veri analitiği üzerinden (yapay zekâ, makine öğrenmesi) ne zaman neye ihtiyacını olduğuna kendisi karar verir, talebini iletir ve karşılığını da hemen alır.
  • Mükemmellik (Perfection)  Adaptasyon (Adaptation): Yalının bu son prensibinin DBLT ‘de karşılığı adaptasyondur. Ön görülemeyen değişime hızlı adapte olabilme yeteneği olarak da tanımlanabilen bu prensibin esasını hız ve esneklik, yani yalın ve çeviklik üzerine bindirilen teknolojiler teşkil eder. Endüstri 4.0 ‘ın temel ekonomik potansiyeli etki-tepki sürecini hızlandırmasıdır. IoT ile sahanın her yerinden veri alınması çözünürlüğü, analitik büyük veriden anlamlı bilgi edinilme sürecini iyileştirir. Bu akış daha önce de oluyordu. Aradaki en önemli fark bu sürecin şimdi gerçek zamanlı olması.

DBLT ‘nin özünde de yalın/çevik felsefeyle örtüşen aynı unsurlar var: Verimlilik, hız, kalite. Dediğimiz gibi amaç değişmiyor; yöntem değişiyor. İşin içine teknoloji giriyor.