Sanayide Dijital Dönüşüm

Sanayide Dijital Dönüşüm çalışmaları olanca hız ile devam ediyor. Ancak, herkes tarafından kabul edilmiş bir tanım & yol haritası henüz tam olmadığı için hemen herkes kendi bakış açısından süreci yorumluyorlar, dönüşüme yön vermeye çalışıyor.

Otomasyoncular sahadan veri almak/göndermek için biz önemli oyuncuyuz derken ERP/MES tarafı sürecin yönetiminde yatay/dikey entegrasyonu sağladığı için odak nokta benim yaklaşımını sergiliyorlar. IoT platformları veri toplama, görselleştirme, analitik ve uyarlama geliştirme işlerine girerlerken ERP ’den kısmi roller almaya başlıyor; AR ve BDA platformları sürecin daha da anlamlı getiren biziz diyorlarken, Simülasyon ve Robot tarafı ise yine kendi açılarından süreci değerlendiriyorlar.

Kısaca işler biraz karışıyor; özellikle bu konular hakkında fazla bilgisi olmayan muazzam bir kalabalık açısından.

Dijital dönüşümün her şeyden önce disiplinler arası bir çalışma gerektirir. Akıllı Fabrika kurabilmek için ekosistem içinde yer alan tüm oyunculara ihtiyaç vardır. Mesele, kimin ne yapacağı değil, kimin ne zaman yapacağıdır.

Şimdi basit bir durum tespiti yapalım. Tek bir soru soralım. Biz ne iş yapıyoruz? İmalat.

Evet, işimiz imalat. Yani, parçayı alıp ‘kesiyor, şekillendiriyor, birleştiriyor, boyuyor ve gönderiyoruz’. Temel süreçlerimiz: ‘Tasarım – Plan – Tedarik – Üretim – Sevkiyat – Servis”; amacımız ise ‘Hız, kalite, maliyet’.

Peki bizim gerçekte neye ihtiyacım var?

Öncelikle süreçleri yönetmek için doğru bir kurguya, iyi bir akışa ihtiyacınız var. ERP projesi yapanların en sevdiğim yanı 1 satır kod bile yazmadan önce oturup sürecin nasıl aktığını anlamaya çalışır ve sonra üzerine uyarlama/geliştirme yaparlar. Kavramsal Tasarım denilen süreç budur: Yavaş yavaş acele etmek ya da terzi misali iki kere ölçüp bir kere kesmek.

Günümüzün geçerli işletme operasyon yönetim modeli Yalın ve Çevik üretim prensiplerinin bileşkesi olan hibrid ya da LEAGILE dediğimiz üretim yönetimi stratejisidir. Tedarikçiden müşteriye kadar olan tüm sürecin bu strateji ile yönetilebilir olması Dijital Dönüşümün esasını teşkil eder. İşin standardı, binanın temeli burasıdır. Stratejik sourcing, JIT purchasing, sanal ağlar üzerinden uçtan uca entegrasyon, TPM/TQP, Kanban, JIT, Heijunka gibi konuları süreçlere dahil etmeden dijitalleşmeye başlamak sadece ‘yanlışın daha hızlı yapılmasına’ neden olur.

Kısaca, önceliğimizin akış olması gerekiyor. Malzemenin ve bilginin süreçler arasında nasıl akacağını tanımlamak ve bu akışım istediğimiz şekilde çalıştığını garanti altına almak. Lean ve Agile olmak. Sonra üzerine teknolojiyi bindirmek…

Dijital Dönüşüm İnsanla Başlar!

Değişim, dönüşüm kavramları sürekli hayatımızda. İnsanların büyük çoğunluğu, kendi tercihleri sonucu oluşmayan yeni dönemlere yüzyıllardır adapte olmaya çalışıyor. Yeni dönemler hiç bitmiyor, tam adapte oldum diyorsunuz – başka bir yeni dönem geliyor. Şu anda da durum bundan farklı değil, değişimin hızı dışında.

Değişime adapte olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu! Değişime hızlı adapte olan firmalara baktığımızda bariz şekilde şu ortak özelliği görüyoruz. Yetkin insanlar…

Ne demek istediğimizi açıklayalım.

Geçenlerde bir müşterimde alüminyum kesim firesini önemli miktarda azaltacak bir iyileştirme çalışması yaptık. Sahaya gittik (genchi-gembutsu), durumu detaylı inceledik, analiz yaptık, yeni süreci kurguladık, modelledik. İş uygulamaya geldi, bir adım öteye gidemedik. Çünkü, işletme içinde istediklerimizi uygulayabilecek yetkinlikte iş gücü yoktu. Ne mi istemiştik? Sensör ile alüminyum kütüğün çapını ölçüp, prese göndermek; gelen veriye göre presin, kütüğü keseceği boyu otomatik olarak kendisinin ayarlaması. Kâğıt üstünde son derece basit olan bu uygulamayı hayata geçiremedik…

Bu duruma benzer daha birçok vaka gördüm desem yanlış olmaz. Düşünüyoruz, çözüm buluyoruz ancak uygulayamıyoruz!

Eskiden kaizen çalışmaları yapılırken moonshine (uygulama teknisyeni) dediğimiz kişilerden yardım isterdik. Bu kişiler, kaizen çalışması sonucunda ortaya çıkan fikstür, aparat, döner tabla gibi mekanik gereksinimleri hızlı bir şekilde yapar, kaizen ’lerin sonuçlanmasına önemli katkı sağlarlardı. Şimdilerde ise kaizen ‘lerin birçoğu yazılım, otomasyon bilgisi olan yeni nesil moonshine’lar gerektiriyor. PLC ‘den veri okuyup ERP ‘ye entegre edebilmek ya da sensör verilerini manipüle edip, anlamlı sonuçlar çıkarabilmek için ‘elektronik, haberleşme ve bilişim teknolojilerini’ bir arada kullanabilen yetkinlikte insan kaynağı, yeni nesil işletmeler içim artık bir zaruriyet. Bu yetkinlik olmadan dijital dönüşümün gerçekleşebilmesi pek olanaklı gözükmüyor.

Dijital dönüşümde yetkinliğin iki boyutu vardır: Teknoloji ve süreç. Yeni nesil moonshine teknolojik yetkinliğe karşılık gelir. Ancak, teknolojik yetkinliğiniz ne olursa olsun, Yalın üretim felsefesi (verim), Çevik üretim prensipleri (hız) uygulanmadan üretimde akış sağlanamaz, standartlar elde edilemez. Standardı kurmadan yapacağınız teknolojik iyileştirme faaliyetleri, genelde yanlışın daha hızlı yapılmasına sebep verir. Üretimde standart, mükemmel malzeme ve bilgi akışı demektir. Akışın tesis edilebilmesi için doğru yöntemlerin/prensiplerin iyi bilinmesi gerekir. Bunun için yalın ve çevik üretim stratejilerine göre süreç ve sistem kurmasını iyi bilen insan kaynağına ihtiyacınız vardır. Unutmayın: Standart, binanın temeli, teknoloji ise binayı yükselten kolonlardır.

Dijital dönüşüm her şeyden önce insanla başlar. O nedenle öncelikle insana yatırım yapın. Dönüşüm liderlerinin ‘yalın, çevik ve dijital felsefeyi’ iyi öğrenmelerini; öğrendiklerini uygulamalarını sağlayın. Gerisi kendiliğinden gelecektir…

Dijital Dönüşüm  | Engeller ve Yol Haritası

Yeni dönem, bilinen tüm değer önermelerinin geçerliliğini yitirmesine neden oluyor. Günümüz koşullarında verim, düşük maliyet, hız, doğru tahminleme gibi konularda başarılı olunabilmesi klasik üretim yöntemleri ile neredeyse olanaksız. Bunun için ileri seviye teknolojiye ve sistemlere her zamankinden çok daha fazla gereksinim var. Hızlı bir şekilde önce yalın olmalı ve kayıpları azaltmalı; buradan gelen getiriyi teknolojiye, eğitime ayırarak akıllı fabrikalar kurmalıyız. Başka seçeneğimiz yok maalesef.

Şurası kesindir ki, Dünya sınıfı üreticiler, geleceğin ürünlerini şimdiye göre daha hızlı, daha hassas toleranslarda mükemmele yakın kalitede, daha verimli ve güvenli bir şekilde üretecekler. Üstelik bunu sadece ‘1’ adet ürün için yapacaklar.

Dünyada bunlar olurken bizde de dijital çağa geçiş için çalışmalar yapılmaktadır. Ancak, özellikle Kobilerde yanlış stratejiler ve uygulamaların sonucu olarak, halen devasa atölyeler ile Endüstri 2.0 ile 3.0 arasında bir yerlerdeyiz.

Her değişim sürecinde olduğu gibi dijital dönüşüme başlanabilmesi ve başarılı olabilmesi için birtakım engellerin aşılması, gerekli ön koşulların sağlanması gereklidir. Araştırma sonuçları, Kobilerin dijital dönüşüm sürecinde başarılı olamamasının ana nedenlerinden biri olarak Strateji geliştirme eksiklikleri ve sistematik bir yol haritasının olmamasının önemli bir etken olduğunu belirtmektedir.

Araştırma sonuçları Kobilerin dijital dönüşüm sürecine başlayamamasının ana nedenleri olarak:

  • Dijital teknolojiler hakkında bilgi eksikliği,
  • Bilgi teknolojileri alt yapısı ve süreç standartlarında eksiklik,
  • Bütçe kısıtları,
  • Bilgi güvenliği risklerini göstermektedir.

Benzer şekilde dönüşüm sürecinin başarılı olamamasının ana nedenleri olarak ise:

  • Strateji geliştirme eksiklikleri ve sistematik bir yol haritasının olmaması,
  • Standartlaştırma ve basitleştirme işlemleri olmadan kompleks sistemlerin dijitalleştirilmeye çalışılması,
  • Pilot bölgede uygulama yerine sürecin tamamına odaklanılması,
  • Dönüşüm sürecinde yer alacak yetkin iş gücü eksiklikleri gibi etkenleri göstermektedir.

Büyük işletmeler bu anlamda çok daha iyi olanaklara sahipler. Ancak KOBİ’ler için bu sorunlar kolay aşılacak gibi durmuyor. Ekonomiyi Kobilerin domine ettiğini düşündüğümüzde, dijital dönüşümü gerçekleştirebilmek için, kapsamlı eğitim, bilinçlendirme, yönlendirme programlarına çok fazla gereksinim var kanısındayım.

Literatürde, dönüşüm sürecinde izlenmesi gereken yol haritasına ilişkin birçok çalışma olup, genel olarak varılan yargı: Önce standartların oluşturulması, sonra adım adım dijitalleşme üzerine yoğunlaşmaktadır.

“Bir fili bir oturuşta yiyemezsiniz.”